şalcının yerleşim tarihi oldukça eskidir. Bunu, sayısı az da olsa mevcut kalıntılardan anlamak ümkün. Bunlardan en belirgin olanı ‘kozahor’ mevkiindeki –okulun bulunduğu ve köye bakan tepe- taşörme duvarlardır. Oldukça eski olan bu duvarların kalan kısımları oldukça sağlamdır. Ayrıca çevresinde mezarlık bulunduğu görülmektedir. Kemik parçalarını gözle görmek mümkündür. Eskiden orada bazı kazıların yapıldığı çevredeki çukurlardan anlaşılmaktadır. Ayrıca ‘çemikara’ mevkiinde ‘kokola’ denen yerde, küçük bir tepenin en ucunda devasa bir küp bulunmaktadır. Yerin üstünde kalan kısımları kırılmış olsa da, vaktiyle sağlamdı. Belki de ambar vazifesi görüyordu. Yine evlerin çevrelerinde çok sayıda küçük ebatlı küplere rastlanmıştı. örneklerin sayısını artırmak mümkün. Bütün bunlar yerleşimin çok eskilere dayandığını göstermektedir. Ne var ki köyün şu anki sakinlerinin köye yerleşmesi yaklaşık yüz elli (150) yıl öncesine dayanır. Köy farklı yerlerden bir çok ailenin gelip yerleşmesiyle kurulmuştur. Köye ilk gelenler, yalnız yaşayan ihtiyar bir kadınla karşılaşmışlardı. İlk gelenler bu yalnız kadının komşularıydı. Anlatılanlara göre ona yardım edilmiş, vefatından sonra arazileri ortada kalmıştı. Gelen ailelerin bazısı Ahıskalı bazısı Gürcüydü. Daha doğudan gelmişlerdi. Eskilerden bazı ailelerin gürcüce konuştuğu ama bu dilin zamanla unutulduğu bilinmektedir. Bugün pek çok yaşlı insan gürcüce konuşabilen bu insanları hatırlayacaklardır. Bir de Ahıskalılar vardı. Konuşma dili ve ağız olarak ahıska şivesiyle birebir örtüşme görülür. Tehcir döneminde köy kısa süreliğine boşaltılmış, ‘imerhev’ tarafına (eski akrabalara) gidilmiştir. Tehlike kalkınca herkes evine dönmüştür. Bu yolculukların hikayesi oldukça uzun. Bu aniden ayrılmaların ve yolculukların hazin hikayeleri vardır. Köy insanlarının soy ağaçlarını çıkarırken fazla eskiye gidemeyişlerinin nedeni, bilgilerinin köye yerleşimle sınırlı oluşudur. Hayatın akışında böyle bir kesinti olmasaydı, beklide soy ağacında daha geriye gitmek mümkün olacaktı.
Ailelerin yerleşimi: 1- CİCİNGİL :(Zengin’ler) köye ilk yerleşen ailedir. Köy tabiri ile ‘yer mantarı’dır onlar. Yani ilk sakinler. Eski ve ilk sahipler olmaları dolaysıyla, vaktiyle imkanları en iyi olan, en fazla araziye sahip bir aileydi. Buna bağlı olarak sonradan ‘zengin’ soyadı aldılar. (geldikleri köyde kalan akrabaları da aynı soyadı alacaklardır) yakın tarihe kadar, köy dükkanını onlar işletmiş, alışveriş onlardan yapılmıştır. (her birinin beşyüz ‘kod’ tahılı olurmuş) bugün aşağı mahallenin en meşhur çeşmesinin duvarında “Mihrali ZENGİN” ismi yazmaktadır. Bu su, şimdilerde azalsa da gür akan ve bu gibi soğuk bir sudur. çeşmenin adı da ‘cicingilın su’dur.
2- PARKİGİL :(Durmuş’lar) ilk yerleşen ailelerden biri de Parkigildir.
3- MOLLAGİL : (Altun’lar) İmerhev tarafından şoltishev’den* gelmişlerdir.
4- HOCAGİL :(Uzun’lar) Batum’dan gelmişlerdir. İlk adı kadıoğludur. Zikronulan Kadı’nın ilçe merkezine gidip gelirken yolda gecelediği yerdir burası. Sonraları kendisine bir yer gösterilmiş, oda ev kurmuş ve yerleşmiştir. (Mikail uzun’un eski evinin bulınduğu yer.) hocagilin soyu ona dayanır. Emekli öğretmen ‘efendi amca’diye tanınan kazım uzun, adı geçen kadı’dan çok bahseder, köye nasıl gelindiğini anlatırdı.
5- HATOGİL : (Topal’lar, Dursun’lar) Bu ailede İmerhev tarafından ‘Zata’dan gelmiştir.
KIZ iSTEME Ergenlik çağına gelmiş erkek evlatlarunu evlenmeleri için komşular ve akrabalar uygun gördükleri kuzu önerirler. (Eski dönemlerde görücü usulu ile yapulan evlendirme kalkmuştur. Kız ve erkek günümüzde birbirleriyle anlaşarak aile büyüklerinin rızası alınarak evlenme gerçekleştirilir.) Bu öneriye ''Say görme'' denir. önerilen kız ve ailesi erkek ailesi tarafından her yönüyle araştırılır.Buna halk arasında ''kız saraflama'' denir. Kızın münasıp görülmesi halinde,erkekle birbirlerini görmeleri için uygun ortam hazırlanır.(Bu arada kız tarafıda damat adayı ve ailesi hakkında bilgi toplar.) Her iki taraf içinde olumlu bilgi alınırsa köyün otoriter, kız tarafına sözü geçen ikna kabiliyeti yüksek kişi sözcü seçilir. Elçi olarak atanan kişiler ile kız istemeye gidilir. Elçiler kız evine vardıklarında hoş karşılanıp, ağırlanırlar. Elçi sözcüsü kızın babasına veya aile reisine ''ALLAH'ın emri PEYGAMBERiN kavli ile kızınız .......'ı, ......... oğlu ........'a istemeye geldik'' diye söze başlar. Kız tarafı gelenek gereği elçilerin ilk gelişlerinden dolayı bir süre düşünme payı ister.işi ağırdan alır.Kız tarafı naz olayına uygun hareketle elçileri birkaç kez ayaklarına getirtip gönderir. Elçiler son kez daha geldiklerinde kız tarafı olumlu veya olumsuz yanıtlarını elçilere bildirir. Verilen cevap olumluysa SöZ kesilir.Verilen söz üzerine elçilere kahve veya şerbet ikram edilir. Buna İğRAL denir. işi fazla uzatmadan nişan günü kararlaştırılır.
NişAN Nişan kapalı ve açık olmak üzere iki şekilde yapılabilir. Kapalı nişan; sadece iki aile arasında yapılır ve çevreye duyurulmaz. Kapalı nişan olayında nişanlanan gençler düğün gününe kadar görüştürülmezler.Açık nişan ise eşþ, dost ve akrabalara duyurularak yapılır.Gençlerin görüşmelerine izin verilir. Oğlanın ve kızın düğün gününe kadar birbirlerinin evine gelip gitmelerine izin verilir. iki tarafın belirlediği bir günde oðlan tarafı nişanı (nişan içerisinde yüzük,küpe,saat,tatlı, belirlenen diğer takılarda ilave edilir) getirir. Nişan gecesi yakın komşular eve çağrılır, gelen misafirlere akşam yemeği verildikten sonra getirilen nişan misafirlere gösterildikten sonra yüzüğü kıza bir yakını tarafından takıldıktan sonra ,’’gözünüz aydın,nişanınız kabul olundu’’ diyerek müjdeyi verir.Verdiği müjde üzerine bahşişini alır. Kız ve oğlan tarafı birbirleriyle tokalaşarak hayırlı uğurlu olsun dileklerini birbirlerine iletirler. Bu birliktelik bişi , lokum yenerek, şerbet içilerek kutlanır. Gelin elçiler tarafından odaya gelmesi istenir.Gelin oadaya yüzü VALA ile kapalı olarak girer.Yarısı sağ elinin içinde, diğer yarısı üstünde olan bir mendille elçileri selamlar ve ellerini önde bağlar. Buna halk dilinde GELiN GöRME denir. Elçilerden biri gelinin yüzünü açar. Valasına altın ve para takar. Gelinde bu kişinin elini öper. Verilen izinle gelin geri yürüyerek kapıdan çıkar gider. Bir süre sonra misafirlere kahve ikram edilerek bahşiş alınır. Verilen bahşiıin karşılğında itina ile dokunmuş yün çoraplar misafirlere ikram edilirek nişan merasimi sona erer..
DüğüN Düğün gününün kararlaştırılması ile birlikte taraflar birbirlerinden bir takım şeyler isterler. Kız tarafı oğlan tarafına yakın akrabalarına hediyelerin alınması için bir liste verir. istenenler hemen hemen tamamıyla alınmaya çalışılır. Kız tarafıda oğlan tarafına bohça hazırlar. Kına gecesi kızın kendi evinde kaldğı son gece yapılır. Makar (oğlan tarafından giden heyet) akşamdan gelin evine gider. Yemekler yenilir,oğlan evinden gelen makar kendilerine gözü açık dedirtmek için şaka ile sofradan kaşık,çatal,tabak gibi leyleri çalarlar. Kız tarafı bu hırsızlığı sezinlemişse giderken çalınan eşyayı geri isterler. Eğer geri alınmazsa karşılıklı olarak kız tarafı da oğlan evinden bu tür eşyalar çalar. Yemekten sonra sadece kadınlar bir topluluk oluşturur. Genç bir kız başında bir tepsi ile topluluğa doğru yürür.Tepsinin içinde renk renk mumlar yanmaktadır. Arkasından kız ve oğlan yengelerinin arasında gelin gelir ve yerine oturur. Kızlar ellerinde mumlarla oğlan yengesinden nişan ekmeği isterler. Ekmeği aldıktan sonra gelinin başına bir mendil açıp,orada ekmeği kesip dağıtırlar. Bir parçası çiftlerin gerdek gecesi yemesi için ayrılır.Aynı zamanda oğlan yengesinden sigara istenir. Yemekten sonra sigara içerler. Kızlar kınayı ve kına malzemesini yengeden isterler. Kına ezilip gelinin eline yakılınca türküler söylenir :
Bu gece kına gecesi Mumlar yanacak gecesi çağırın kız anasını Saysın saysın da ağlasın
Gelinin elindeki taze kına bir mendil ile silinir. Bu mendili gelin ölünceye kadar koynunda saklar. Düğün köyde ev,bahçede veya harmanda yapılabilir. Davet edilen aileler düğün gününden önce gönüllerinden kopan yiyecek malzemelerini düğün evine getirirler.(un,yağ,pirinç vb.) Buna halk dilinde düğün Harcı denir. Hem oğlan hem de kız tarafında yemekler yapılır. Bunun için özellikle oğlan tarafı yörede tanınmış ahçı tutar. Ahçı yanında yardımcılarını getirir. .Tedarik edilen bütün malzemeler ahçı ve yardımcılarına teslim eder. Ahçı ve yardımcıları kavurma, lahana ve yaprak sarması, köfte ve mevsimine göre yemekler yaparlar. Bu arada köyün genç kızları da ahçının denetiminde baklava açarlar. Yemek hazırlanırken ev sahipleri de komşulardan tabak ve kaşık toplar, komşulara un dağıtarak ekmek pişirmelerini isterler. Düğün sabahı erkek tarafı (MAKAR), damadın yengesi ve düğün sorumlusu (SAğDUCİ) ile birlikte kız almaya kız evine giderler.(Günümüzde damatta beraber götürülür) Kız evine gidiş davul ve zurna eşliğinde yapılır. Kız evine varınca erkeler ayrı, kadınlar ayrı odalara alınır.Verilebilecek bahşişin miktarı kararlaştırılır Kadınların bulunduğu odada gelin yengeleri tarafından hazırlanır. Makardan toplanan bahşiş sayılarak yüksek sesle duyurulur. Bahşiş kusuratlıysa ,parayı sayan kişi tarafından üstü tamamlanır. Bu arada makara bir çift çorap hediye edilir. Kız tarafında kızlar, oğlan yengesinden “yengacan” türküsü eşliğinde bir takım yiyecekler isterler. Bu yiyecekler içinde özellikle ketenin olması şarttır.
Yenga geldi hoş geldi can can yengacan Kıl hegbasi boş geldi can can yengacan
övülmeğe gerek yok can can yengacan Yengalara baş geldi can can yengacan
Yenga yerin darmidur can can yengacan Etrafın duvarmidur can can yengacan
Kızlar bahşiş istiyor can can yengacan Hiç haberin vamidur can can yengacan
Yastığa yaslan yenga can can yengacan Xas geyip xaslan yenga can can yengacan
Hegbayi getursunlar can can yengacan Hele bir seslan yenga can can yengacan
Kete,şeker,bal getur can can yengacan İpek mendil şal getur can can yengacan
Yengenin şerefidir can can yengacan Bahşişleri bol verir can can yengacan
Bizim yenge nazllıdır can can yengacan Hegbasi çok gizlidir can can yengacan
Getirdiği keteler can can yengacan Herhal biraz tuzludur can can yengacan
Yenge adın Fadidir can can yengacan Getirdiğin çadidir can can yengacan
Kazan kaynar sac oynar can can yengacan Kızlar kalkmış aç oynar can can yengacan
Bu yenge ağir yenge can can yengacan Kulaktan sağir yenge can can yengacan
Yenge gelmiş hoş gelmiş can can yengacan Bişi,lokum getirmiş can can yengacan
Gelin odadan çıkarılırken bir yakını tarafından kapı tututlarak bahşiş istenir.Gelin kız ve oğlantarafının yengeleri arasında yola çıkarılır. Bu esnada Davul ve zurnacılar GELİN AğLATMA havasını çalarlar. Ata bindirilen (günümüzde münibüs taksi kullanılmakta)gelin makar eşliğinde oğlan tarafının evine doğru yol almaya başlar. Yolda makar mola vererek yengeden yenge ketesi ister. Yol boyunca düğün alayının önüne çeper,ip çekilir veya pehlivanlar çıkar. Yolun açılması için sağduci gerekli bahşişi verir. Oğlan evine yaklaşıldığıında ,önceden ahçı ile sağdıç arasında belirlenen parola gençlere söylenir.Parolayı damat evine yetiştirmek için atlı koşu yapılır. Eve ilk varan kişi parolayı doğru söylediğinde önceden hazırlanan bir adet tavuk budunu alır. Birinci gelen (PAPAğA) atın boynuna iyi cins kumaş bağlanır. Buna köy dilinde NAMER denir. Düğün konvoyu damat evine gelince sağduci ve damat balkon veya bacaya çıkacağı için önceden düğün konvoyundan gizlice kaçarlar. Kaçma esnasında yakalanırlarsa, yakalayanlara bahşiş vermek zorundadırlar. Gelin ve makar damadın evinin kapısına gelince damatla sağdıç balkon veya çatıya çıkarak bohça içerisindeki çerez,bozuk para veya kağıtlı şekeri düğün alayının üzerine serperler. Yemek zamanı geldiğinde, yemeğin gecikmesi veya yemekle ilgili aksamalarda hep bir ağızdan MOLLA YEMEK GELSiN MEYDANA,MOLLA ACEP GELECEKMiDiR, GöZüM GöRECEKMiDiR,KARNIM DOYACAKMIDIR şeklinde yüksek sesle söylenilir. Yemekten sonra davul zurna eşliğinde oyunlar oynanır.çeşitli eğlenceler yapılır.Akşam olur. Kız tarafından gelen makarlar köyde köylüler tarafından misafir edilir. Damatla gelin’e gerdek odası özenle süslenir,yataklar serilir,leğen-güğüm su ve namazlık gibi ihtiyaç maddeleri önceden hazırlanır. imam nikahı AHT yapılarak çift gerdek odasına girer. Damat gelinin kapalı olan yüzünü açar. Geline bahşiş verir. Her ikiside ikişer rekat namaz kılar. Gelini konuşturmak için damat yine geline bahşiş verir. Sabah olduğunda çalgıcılar davul ve zurna eşliğinde çiftleri uyandırır bahşişlerini alırlar.Kuşluk zamanı makarın toplanması için davul ve zurnacılar ,davul zurna çalarak kapıları gezerek bahşiş toplarlar. Bir süre sonra makar da düğün evinde bir araya gelir. Toplanan makara bişi eşliığinde kahvaltı verilir. Kahvaltıdan sonra tekrar eğlence başlar. Bir süre sonra kadınların ileleri gelenlerinden birisi gelininin yüzünü görelim ki dağılalım diye söyler. Bunun üzerine oğlan yengesi sağdıcıya gelinin yüzünü açması için haber gönderir. Sağdıcı kapının önüne gelir ayağıma diken batti kanıyor ev pislenir diye içeri giremiyorum der. Oğlan yengesi alsın şu parayı ayağına baktırsın hemen iyileşir diyerek bahşiş yollar. Parayı alan sağducinin ayağı hemen iyileşir.Gelinin bulunduğu odaya varır.Yanında getirdiıi bıçağı eline alarak. Gelinin yanına gelir. Bıçakla gelinin valasının ucundan tutar. Yukarıya doğru acık valayı aralar. vala çok ağır gelinin yüzü açılmıyor der. Yenga açılır diye karşılık verir. Sağdıç tekrar dener açılmıyor diye cevap verir. Yenge yine bahşiş verir. Sağdıç valanın yükü hafiflemiş diyerek valayı açmaya başlayarak kaynanaya sorar. Gelinin ayağını mı keseyim çok gezen olmasın yoksa dilinimi keseyim çok söylüyen olmasın kaynanada her ikisinide kes diye cevaplar. Olay üç kez tekrarlanır.Sağdıç bıçakla valayı gelinin başına koyarak gelinin yüzü açılmış olur. Yüzü açılan gelin milleti selamlayarak geri çekilirek kapınaın yanında durur. Misafirler sırayla gelinle tokalaşıp bahşiş takarlar. (Temenna) Bahşişini takan gelinin bulunduğu odadan çıkarak dıþarıda bekler. Makar bir araya toplanınca aile bireyleride yanlarına gelerek teşekür ederek uğurlarlar düğün sona erer. Düğünden birkaç hafta sonra, kız evine “ayak dönümüne”gidilir.
Coğrafya
Artvin iline 85 km, Şavşat ilçesine 20 km uzaklıktadır.
Şavşat, Artvin ilinin doğusunda, 42 derece 10 dakika ile 2 derece 30 dakika doğu meridyenleri ve 41 derece 06 dakika ile 41 derece 25 dakika kuzey paralelleri arasında bulunur.
ilçenin doğusunda Ardahan ili, güney ve güney batısında Ardanuç ilçesi, batısında Artvin Merkez ve Borçka ilçesi,kuzeyinde de Gürcistan Devleti bulunmaktadır.
Köyümüz şavşatın 18 km kuzey batısındadir. Saylica (Karavat) Köyü, Atalar (Cisvet) Köyü, çorakli (Galgulep) Köyü ve Kayabaşı (Turmanet) Köyü sınırları ortasında kalmaktadır.
iKLiMi: Köyümüzde karasal iklimi hakimdir. Kışları uzun ve sert, yazları ılıman hatta serince geçen bir iklim vardır. Bu durumun temel nedenleri; yüksek dağ sıralarıyla denizlerin ılımanlaştırıcı etkisinden ayrılması, yüksekliğin fazla olması, Kış mevsiminde Büyük Asya Kara Kütlesi üzerinde yerleşen soğuk ve ağır hava kütlesi (Sibirya yüksek basınç merkezi) nin buraya kadar sokulmasıdır.
Bütün bu faktörler köy ikliminin temel karakterini belirler.iklim üzerinde etkili olan başlıca iklim elemanları; sıcaklık, basınç ve rüzgar, nem ve yağıştır.
SICAKLIK: Yıllık sıcaklık ortalaması 6.3* C dir. Köyde genelinde kış dönemi Kasım ayı ortalarında başlamakta ve Mayıs ayının başına kadar sürmektedir. Cuvarep'te en soğuk geçen aylar Aralık, Ocak,şubat ve Mart en sıcak geçen aylar ise Temmuz ve Ağustos' tur. Sıcaklık ortalaması yaz aylarında bile 17* C nin biraz üstüne çıkmaktadır. Yıl içerisinde donlu gün sayısı -18*C yi bulabilir. Kışın sıcaklığın -20* C nin altına düştüğü dahi görülmektedir. Erken başlayan kşı geç biter. Kısa bir ilkbahardan sonra gecelerin serin fakat gündüzlerin 20*ila 30*C nin üzerine çıkabildiği bir yaz mevsimi gelir. Bu mevsimden sonra kısa bir sonbahar yaşanır. ilde ilkbahar ve sonbahar gibi ara mevsimler hemen hemen yok gibidir.
BASINç VE RüZGARLAR: Köy genellikle basınç bakımından kışın Sibirya üzerinden gelen yüksek basıncın, yazın ise Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi üzerindeki alçak basınç sisteminin etkisi altındadır.
Rüzgar yönü ,güneybatıdır(Lodos). Bunu kuzeydoğudan esen Poyraz ve güneyden esen Kıble rüzgarları izlemektedir. Son olarak kuzeyden esen Karayel gelmektedir.
NEM VE YAğIş: Senelik ortalama nem %67 olup, kış aylarında nemin %100 olduğu dahi görülmektedir. Nem oran yazın ise nadiren %2 ye kadar düşer. Bütün mevsimlerde bulutluluk oranı fazladır. Bir yıl içerisinde yaklaşık ve genel olarak 71 gün açık, 214 gün bulutlu, 80 gün ise kapalıdır.
Köyde egemen olan yüksek basınç alanı yağış almasına engel olur. Bölge alanının bozuk yapısı aldığı yağışları da etkiler. Zira ilde görülen yağışlar hava kütlelerinin yer kabartılarına ve daha çok dağlara çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır. çok kısa süren ilkbahar ve yaz aylarında ise bölgede oraj (sele yol açan yağış hareketi) ile birlikte konvektif yağışlar da oluşmaktadır.
Köy en fazla yağış ilkbahar aylarında görülmektedir.Cuvarep'ta karasal iklim görüldüğünden gece soğuma nedeniyle kırağı olayı sık sık çiğ olayı da sık görülür.
BiTKi öRTüSü: Bitkilerin varlığı yeryüzündeki canlılığın devamı için vazgeçilmezdir. Bu cümlenin taşıdığı önemin tam olarak kavranabilmesi için şöyle bir soru sormak gerekir: "insan yaşamı için en önemli unsurlar nelerdir?" Bu sorunun cevabı olarak akla elbetteki oksijen, su, besin gibi temel ihtiyaç maddeleri gelir.
işte tüm bu temel maddelerin yeryüzündeki dengesini sağlayan en önemli faktör yeşil bitkilerdir. Bundan başka yine yeryüzündeki ısı kontrolünün sağlanması, atmosferdeki gazların dengesinin korunması gibi, sadece insanlar için değil bütün canlılar için son derece büyük önem taşıyan başka dengeler de vardır, ki bütün bu dengeleri sağlayanlar da yine yeşil bitkilerdir
Cuvarep'in bitli örtüsü mera,çayır,tarla ve bahçelerden meydana gelir.Yüz yıl öncesinde daha gür orman alanına sahipken şimdi zayıf bir orman alanına sahiptir.
Başlıca Orman alanımız Mağalat, Büyük Meşe, Gomt'dadır.Yetişen ağaç çeşitlerimiz Köknar, Ardıç, az olarak bulunan Ladin, çam'ım yanında köylünün bağında bahçesinde yetişen Kavak, Söğüt ,Fındık, Pelut, Elma, Armut, Panta, Ceviz, Girkat, Tikan, ve Eriktir.
Kışlık odun ihtiyacını köylümüz köy heyeti izniyle kurumuş ağaçların kesimi ve kesilen ağaç kalıntısı olan kütükleri çıkararak temin edilir.
Diğer bir yöntem ise Orman işletmesine Rushetiye yatırarak civar köy ormanlarından, kendi bağ bahçesindeki ağaçlardan veya Orman işletme ağaç depolarından karşılanır.
İklim
Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir
Nüfus
Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000
253
1997
224
Ekonomi
TARLA SüRME
Cuvarep'ta arazinin büyük kısmı ekime elverişli olduğu halde ancak %2den daha az yer ekilmektedir.Arazinin özelliğine bakılmadan aynı yere hep aynı ürün ekilir.Bazı tarlaların ekimi yapılmaz.Hozana bırakılır.Hozana bırakılan tarla ertesi yıl ya tekrar sürülür veya çayır olması için dokunulmaz. Köyümüzde iki veya çok çiftçinin bir araya gelerek sırasıyla tarlalarını ortaklaşa sürüp ekin işlerinin öküzleriyle birlikte yürütülmesine MODGAM'lık denmektedir. Ekilecek tohum sürülen tarlaya öküz arabası veya insan sırtıyla götürülür.Kutan,pulluk,aruna ismi verilen araçlar öküz gücüyle işletilerek tarla sürülür..(Kutan'ın sürüldüğü 10-15 cm büyüklüğündeki ark'a Hakoz denir.)Tarla sürülümü bitince tarlaya tohum elle serpilerek ekilir. Ekilen tohumu toprağa kapatmak ve tarla düzeltmek için tahtadan yapılmış tapan ismi verilen alet ve tapanın arkasına köknar ağacından yapılan ince dallı tat denen alet 'e öküzler koşulur tarlada gezdirilerek tarla sürme işlevi tamamlanır.
Bahar geldiğinde belli bir süre sonunda genelde bu tarih mayıs 15 tir Koruh ilan edilir.(Hayvanların meralar dışında tarla ve çayırlarda otlatılmasının yasaklanması) Yağan yağmurlar sayesinde tarlada ki ürünlerele çayırlardaki otlar büyür.Haziran ayının sonuyla Temmuz ayının başlarında biçim başlar. çayır biçme aile fertleriyle yapılabildiği gibi yevmiyeci tutarakta yapılmaktadır.çayırlar dahalen tırpanla biçilmektedir.Tırpanın ağzı örsu ve çekiç denilen aletle dövülerek masat denen aletlede bilenerek tırpan hazırlanır. En iyi tırpan çeken başa geçer arkadan onu diğer dİrğancılar takip eder.Tırpanla biçilen sıralı ot yığınına zoğ denir.Birkaç koldan sonra biçim işlevi sona erer.Biçilen ürün kurumaya bırakılır.Ertesi gün zoğlar dirgenle ters çevrilerek ürünün altının kuruması sağlanır.Kuruyan ürün küçük yığınlar yapılır (tapul veya pulul olarak).Küçük yığınlar yapılacak büyük yığının yerine ket denen iki küçük sırıkla çekilirek ürün bir araya toplanarak tırmık işlemine geçilir.Tırmıkta tamamlanınca yığın yapılır.Bir kişi alttan tapulları yığına atarken diğer bir kişide yığının üstünde onu çiğneyip düzelterek yığının oturmasını sağlar.En sonunda yığının tepesi yapılarak işlem biter. Biçim işlemi tamamlandıktan sonra yığınların harmana ve meraga taşıma işlemine sıra gelir.Yayladan okuz endikten sonra okuzu olanlar okuz arabasıyla diğerleri ya traktörle yada kamyonla taşıma işlemi yapılır.önce merek doldurulur okuzla çiğnetilerek otun tepilmesi sağlanır.Merek dolduktan sonra dışarda kalan otlar karapana yığnak yapılır.Düzgün yerleşimden sonra Karapanın dışa kalan kısmının üst tarafı laylon la alt tarafı çala yada ağaçlarla çevrilerek rüzgara ve yağmura karşı koruma altına alınır. Bu şekilde hayvanların kışlık erzakı hazır edilmiş olur. Hazır edilen alaf kış mevsiminde Sepetlere tepilerek sabah ve akşam hayvanlara verilir..
HARMAN
önce harman yeri otlardan ayıklandırılır.Tırpanla veya çapa ile hafifçe heplanır,Zemine az su verilerek zemin sertleştirilir.Kuraktan çatlamış yerler sulu toprakla doldurularak kapatılırak harman yeri hazırlanır. Tarladan hasadı yapılan buğday ve arpa okuz arabasıyla çekilerek harmana getirilir.Saplar harmana yayılarak iyice kurutulur.Daha sonra harmana serilen saplar güneşte kızdırıldıktan sonra Gemi'ye öküz koşularak harmana sürülür. Geminin boyu 1.5 ile 2 metre arasında eni bir 75cm ile 1 metre arasındadır.Geminin altında kağ taşı (çakmak taşı)veya nal parçaları takılıdır.Gemiye bir kişi biner.Eğer iki gemi çalışacaksa harmanda biri düz istikamette diğeri ters istikamette daire çizerek gezdirilir. Sapların kırımı gerçekleşince yabayla dövülmeyen saplar çevrilir.Bu işleve harman çevirme denir.Harman çevrilirken öküzler dinlenmeye alınır ve yemlenir.Sapların tamamen kırılmasıyla harman işlevi tamamlanmış olur.
TIğ SAVURMA
Harman (merek önünde uygun düz alandır genellikle) yerindeki mahsulün, tığ savurma-makinası sayesinde taneyle samanı bir birinden ayrılır. Bu makineler (mekanik yapısı: kol-dişli çark-elek-pervane-özel kasa) insan gücü ile kolu çevrilerek çalışır. Yöredeki ustalar tarafından tarafından üretilen bu makineler basit bir düzenektir. Demir dişlilere bağlı kolu çevrilir, yaba ile haznesine dökülen mahsul makinenin altındaki elekler vasıtasıyla dane ve samana ayrılır. Daneler makina altına akıtılır ve saman mereğin kapısından makinanın pervaneleri yardımı ile içeriye savrulur. Böylece tığ savurma işlemi yapılır. Tığ makinasının aksanları: Tapan çark Elek Yan Demir Kol ğaro Yaba Kazan Artık günümüzde tığ makinalarının belkide çok azı kaldı. Değişen kültür ve teknoloji bu makineleride mağlup etmiştir...
NEKER KIRMA
Bazı seneler kurak geçtiğinde ürün verimi az olur.ürünün azlığı nedeniyle köylü kşın hayvanını beslenmesini riske atmamak için kendi bağ bahçesinde bulunan pelut, sogut,lek ve kavak ağaçlarının dalları yaklaşık bir metre uzunluğunda dehre ile keser deste yaparak bağlanır.(eğer yetmeyeceğine kanat getirilirse civar köylerden neker yeri tutulabilir.) Yapılan herbir destenin birine kona denir.Tek başına çalışan bir kişi günde kendi başına yaklaşık elli veya yüz kona bağlayabilir. Bağlanan konalar öğleden sonra veya akşama yakın karapana çekilerek kurutulur.Kuruyan konalar karapanda veya merekta yer varsa otun üstüne dizilerek istiflenir. Kışın ağacından yaprakları ayıklanarak beslenen hayvanlara yedirilir. Yaprakların ayıklanan nekerin kalan ağaç kısmı yakacak olarak kullanılabilir.
çALA BAğLAMA
Mısırlar kesildikten sonra sapı ile koçanı birbirinden ayrılır.Koçanı ayrılmış mısır sapına çala denir.çala orak ile kesilerek tarlada kurutulur. Kuruyan çalalar destelenerek kona haline getirilir.Merega veya karapana çekilir.İri taneli lazutlar ayıklanır. Kunçalları ile birbirlerine bağlanarak kurutulur.Kurutma işlevi için ayvan (balkon) sırıkları,tavan kirişleri,veya baca sırıklarına kullabılır. Popoç boyu kısa olan diğer kalan mısırlar hasırların üzerine serilerek kurutulur. Kuruduktan sonra lazuda özgü kuskularla doğülür taneleri koçanından (kodorundan) ayrılır.Koçanları hayan yemi olarak kullanılır. Mısır çalalaları hayvanlara kışın yedirilir. Mısır yaprakları ince ince örülerek künçal bükümü elde edilir.Külçaldanda hasır yapılır.
DEGİRMANA GETMA
Tahıl ürünleri 'ni çeşmede güzelce yıkanarak hasır cecim gibi sergilerde kurutulur.Yıkanan tahıl ürünlerinin içindeki taş,kum,kulul gibi yabancı maddeler kalbur ve tepirle ayıklanır.ürün çuvallara konarak değirmene götürülür. Köyümüzdeki değirmenler su gücü ile çalışmaktadır.Değirmenin suyu oluğtan kesilir.önce değirmenin taşı arki denen aletle kendine has şekilde dövülerek ayarlanır.Yerine takılır.Değirmenin harosuna getirilen ürün dökülür.Değirmen taşı hafifçe eşlik odunu ile yerinden hafifçe kaldırılarak su verirken boşa dönmesi engellenir.Değirmenin suyu oluğa verilir.Oluğdan akmaya başlayan su basınçla borbala fışfırarak borbal hareket alır.Borbalın hareketiyle değirmen taşını harekete geçirecek akşam çalışır.Harodan değirmen taşına akacak buğdayın ayarlaması elle yapıldıktan sonra eşlik odunu yerine indirilerek değirmen taşının çalışması sağlanır.Taşın çalışmasıyla harodaki tahıl ürünü ayarlanan oranda değirmen taşının arasından ezilerek geçerek un haline gelerek değirmenin harosunda birikir.Un bayağı biriktiğinde çuvallara doldurularak eve anbarda muhafaza edilmek üzere sevk edilir.
Muhtarlık
Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
Ulaşım
GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 7.436 km² Nüfus: 191.934 (2000) İl Trafik kodu: 08 İl telefon kodu: 0 (466) Artvin, ili ikiye bölen çoruh nehri, dik yamaçlı uzun vadileri, 3900 metreye kadar yükselen birbiri ardına sıralanmış yüksek dağları, balta girmemiş doğal ormanları, yüksek dağların doruklarında Krater gölleri, Karagülleri, yeşil yaylaları, fauna ve flora zenginliği, tarihi kilise, kale ve kemer köprüleri, geleneksel mimarisi ve festivalleri ile çeşitli turizm değerlerini içinde barındıran otantik bir turizm beldesidir.
Kaçkar ve Karçal dağlarında yapılan dağ tırmanışları, bölgenin değişik yörelerinde doğal güzellikler içinde bulunan trekking parkurlarında yapılan doğa yürüyüşleri, çoruh Nehri ve Barhal çayında yapılmakta olan rafting, katamaran ve kano gibi akarsu sporları Artvin'in turizm çeşitliliğini zenginleştirmektedir. 4 ncü Dünya Akarsu Sporları şampiyonası 1993 yılında çoruh nehrinde yapılmıştır.
İLçELER: Artvin (merkez), Ardanuç,Arhavi, Borçka, Hopa, Murgul, şavşat, Yusufeli.
Nasıl Gidilir? Karayolu : Artvin'e karayolu ile Türkiye'nin her yerinden ulaşım mümkündür. Otogar Tel : +90 (466) 5114949 Liman Tel : (+90-466) 351 40 67
İl Merkezi ve İlçelerinde bulunan Otobüs İşletmelerinin telefon numaraları;
Firma: Metro Turizm Artvin Merkez: 0(466) 212 79 36 Yusufeli: 811 22 81 şavşat: 517 25 95 Hopa: 351 38 21 Firma: Lüks Artvin Seyahat Artvin Merkez: 0(466) 212 21 70 Yusufeli: 811 24 00 şavşat: 517 13 36 Hopa: 351 30 50 Firma: Yeşil Artvin Ekspres Artvin Merkez: 0(466) 212 13 76 Yusufeli: 811 21 24 şavşat: 517 34 35 Hopa: 351 25 26 Firma: Lüks Karadeniz Hopa: 351 44 83 Firma: Metro Hopa: 351 42 43 Firma: Ulusoy Hopa: 351 43 03 Firma: Doğu Karadeniz Hopa: 351 46 35
Artvin'e gidipte şavşat'a uğramadan gidilmez..
Deniz Yolu: Artvin İlinin Karadeniz’e sahil Hopa ilçesinde Liman bulunmakta olup bu limanda yük taşımacılığı yapılmaktadır. Adres : Liman Başkanlığı Hopa Tel: (+90-466) 351 40 67
Hava Yolu: En yakın havaalanı Erzurum (203 km.) ve Trabzon (234 km.) illerinde bulunmaktadır. Artık komşu ülke Gürcistan Batum hava alanı üzerinden de anlaşmalı olarak Artvine geçiş yapabilirsiniz.